9 Haziran 2009 Salı

Gebelikte 9. Ay

Gebeligin 9. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler

* Karnınızın altında basınç artışı ve bebeğin aşağıya doğru inişini hissedebilirsiniz. Bu duruma angajman denir. Nefes alma ve yemek yemek konusunda biraz daha rahatlasanız da, sık idrara gitme ve yürüyüş yapmak giderek zorlaşır.

* Kendinizi çok iri ve rahatsız hissedebilirsiniz, üzülmeyin, kitap okumak, sinemaya gitmek gibi keyifli vakit geçirebilirsiniz.

* Braxton Hicks kasılmaları sıklaşır. 1 saat içinde 4 veya daha fazla kasılma olursa doktorunuza haber verin.

* Sakarlıklarınız olabilir.

* İştahınız azalabilir veya artabilir.

* Kabızlık şikayetiniz artabilir.

* Kalçanızda ve leğen kemiğinde rahatsızlık ve ağrı hissedebilirsiniz.

* Elleriniz ve ayaklarınız, bazen el ve yüzünüz şişebilir.

* Oturduğunuz yerden kalkmakta zorlanabilirsiniz. Düz arkalıklı veya kollu sandalyelere oturmayı tercih edin, kalkarken destek te alabilirsiniz.

* Bacaklarınızda varisler, basur artmış olabilir.

* Midede yanma , hazımsızlık şikayetleriniz olabilir.

* Dişeti kanamaları olabilir.

* Uyumakta zorlanabilirsiniz.

* Kendinizi zaman zaman yorgun zaman zaman da enerjik hissedebilirsiniz.

Gebeliginizin 9. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:

* Bebeğinizin gelişimi tamamlanmak üzeredir. Organları olgunlaşmaktadır.

* Kafa kemikleri doğumun kolaylaştırmak için yumuşak ve esnektir. Çoğunlukla bebek rahim boynuna doğru ters durmaktadır.

* Hareket edecek yer kalmadığından daha sessizdir.

* Uyku ve uyanıklık dönemleri vardır.

* Boyu yaklaşık 45-50cm civarında, ağırlığı 2700- 3500 g civarındadır.

* Giderek daha tombullaşmakta, derisi pembe renktedir.

* Göz rengi koyu gridir, doğumdan birkaç ay sonrasına kadar değişebilir.

* Tırnakları tamamlanmıştır, uzayabilir.

9. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri

* Kan basıncınız ve kilonuz ölçülmeli.

* İdrar tetkikiniz yapılmalı.

* El, ayak, bacaklar muayene edilmeli.

* Fundus yüksekliğine bakılmalı.

* Fetus kalp atışları muayene edilmeli

* Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon, geliş şekli ve ölçülerine bakılmalı.

* Braxton Hicks kasılmalarının sıklığı ve süresine bakılmalı.

* Rahim ağzında genişleme ve silinme için pelvik muayene yapılmalı.

8 Haziran 2009 Pazartesi

Gebelikte 8. Ay

Gebeligin 8. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Rahim kaslarının ve bağlarının sürekli basıncı nedeniyle göğsünüzün aşağı kısmında ağrı hissedebilirsiniz. Bebek hareketleri güçlü ve düzenlidir, ancak rahim içindeki alan daraldığı için hareketleri azalmıştır.

* Bebeğin ölçüleri özellikle sırtınızın alt kısmına ve mide bölgesine doğru genişleyerek büyür. Kasıklarınızda ve leğen bölgesinde karıncalanma, uyuşma hissedebilirsiniz.

* Yalancı doğum sancıları da denen Braxton Hicks kasılmaları artabilir.

* Rahat uyuma pozisyonu bulmakta zorlanabilirsiniz, nefes darlığı olabilir. Yan tarafınıza uzanıp bacağınızı diğerinin üzerine atarak daha rahat uyumanıza yardımcı olabilir. Bu pozisyonda, bacaklarınızın arasına yastık koymayı deneyebilirsiniz, bu şekilde uyuma ayaklarınızdaki şişliği azaltıp dolaşımı arttıracağından rahat etmenize yardımcı olabilir.

* Bebeğin başı aşağıya doğru ilerledikçe, daha sık idrar ihtiyacınız olacaktır. Gülerken, öksürürken idrar kaçırabilirsiniz.

* Basur ve mide ekşimeleriniz, hazımsızlık, şişkinlik şikayetleriniz olabilir.

* Göbek çukurunuz düzleşebilir, dışarı çıkabilir ancak endişelenmeyin, doğumdan sonra düzelir.

* Kendinizi ağır ve hantal hissedebilir, çabuk yorulmaya başlayabilirsiniz, sık sık dinlenmeye çalışın.

* Dişeti kanamalarınız, burun tıkanıklığı olabilir.

* Beyazımsı vajinal akıntınızın kıvamı koyulaşabilir.

* Elleriniz, ayaklarınız, bilekleriniz ve yüzünüzde şişlik olabilir. Bolca su içmelisiniz.

* Bacaklarınızda varisler olabilir.

* Göğüslerinizden daha bol miktarda colostrum gelebilir.

* Sakarlaşmış, dalgınlaşmış olabilirsiniz.

* Kilonuz 1.5-2 kilo kadar artabilir, bebeğinizin besin gereksinimleri doruktadır ve doğum öncesi son büyüme atağı göstermektedir.

* Bebeğin sağlığı ve doğumla ilgili kaygılarınız olabilir, artabilir, heyecanlanabilirsiniz.

Gebeliginizin 8. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:

* Bebeğiniz büyür ve tekmelerini daha güçlü hissedersiniz.

* Dışarıdaki sesleri duyar, gözleri açıktır., karanlık ve aydınlığı ayırt edebilir.

* Bebeğiniz hızla büyür, tekmelerini giderek daha güçlü hissedersiniz.

* Kemikleri sertleşmeye devam eder.

* Amniyon sıvısının en fazla olduğu dönemdir.

* Cilt rengi kırmızıdan pembeye dönmeye başlar, deri altında yağ tabakası oluşmaya başlamıştır.

* Bağışıklık sistemi gelişmeye , kendi antikorlarını üretmeye başlamıştır.

* Bebeğiniz bu dönemde doğarsa, yeterince gelişmiş olup hayatını sürdürebilir.

* Bebeğinizin boyu 40-45 cm civarında, ağırlığı 2000-2500 g civarındadır.

8. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri

* Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

* İdrar tetkiki yapılmalı.

* El ve ayakların, bacakların muayenesi yapılmalı.

* Fundus yüksekliğine bakılmalı.

* Fetus kalp atışları muayene edilmeli.

* Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.

* Kan grubu Rh negatif ise, Rh titrasyonu için kan testleri yapılmalı. Kan uyusmazligi ile ilgili bilgiyiz gebelik ve annelik sitesinin Kan Uyuşmazlığı sayfasindan edinebilirsiniz.

7 Haziran 2009 Pazar

Gebelikte 7. Ay

Gebeligin 7. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Kilonuz hızla artar, çünkü bebeğin en fazla büyüme periyodu başlıyor.

* Bedeninizdeki değişimler hızlanmıştır, rahim göğüs kafesine yaklaşmıştır, bu nedenle zaman zaman nefes darlığınız olabilir.

* Bebek hareketleri belirginleşmiştir,dışarıdan görülebilir.

* Bacak krampları, sırt ağrısı, varis, basur gibi rahatsızlıklar olabilir. Dik durmanız, bacaklarınızı dinlendirmeniz ve yüzme yararlıdır.

* Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik olabilir.

* Kabızlık devam edebilir.

* Ayaklarda, ayak bileklerinde, topuklarda bazen el ve yüzde şişme olabilir.

* Zaman zaman başağrıları, başdönmesi, halsizlik olabilir.

* Beyaz vajinal akıntı giderek koyulaşır.

* İdrara gitme hissi yaşayabilirsiniz

* Büyümüş göğüsleriniz çatlayabilir, colostrum denen sıvı akmaya devam edebilir, sutyen içine küçük yastıkçıklar koyabilirsiniz.

* Bebeğinizin karnınızda yavaş yavaş aşağıya doğru inmeye başladığını hissedebilirsiniz, bu duruma angajman denir.

* Daha hassas olabilirsiniz, duygusal durumunuz değişiklik gösterebilir. Doğum, annelik hakkında tasalanabilirsiniz, bu durum sık görülür ve hamileliğin bitmesini istemeniz normaldir. Mizaç değişiklikleri, neşelenme, kederlenme görülebilir. Yakın arkadaşlarınız ve baba adayı ile rüyalarınızı, endişelerinizi paylaşabilirsiniz, size çok yardımcı olacak, daha çok yakınlaşmanızı sağlayacaktır.

* Uyku düzensizliğiniz olabilir.

Gebeliginizin 7. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:

* Bebeğinizin hareketlerini daha sık ve şiddetli hissedeceksiniz, eşiniz elini karnınıza koyunca hissedebilir.

* Cildi kırmızı ve kırışıktır.

* Beyin ve sinir sistemi hızla gelişir, kalp atışı karnınıza kulak dayayınca duyulabilir.

* Uyuma ve uyanma zamanları farkedilir.

* Bebeğiniz başparmağını emebilir.

* Erkeklerin testisleri skrotuma doğru aşağıya hareket eder. Bazen doğum sonrasında da testisleri inmemiş olabilir, üzülmeyin genellikle 1. yaştan önce testisler skrotuma iner.

* Kan üretimini dalağın yerine kemik iliği yapmaya başlar.

* Akciğer gaz değişimini sağlayacak yeterliliktedir.

* Bebek doğarsa prematür olarak yoğun bakımda yaşayabilir.

* Bebeğinizin boyu yaklaşık 35 cm civarında, ağırlığı yaklaşık 1300-1500 g civarındadır.

7. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri

* Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

* İdrar tetkiki yapılmalı.

* El ve ayaklar şişme açısından, bacaklar varis açısından muayene edilmeli.

* Fundus yüksekliğine bakılmalı.

* Fetus kalp atışı muayene edilmeli.

* Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.

6 Haziran 2009 Cumartesi

Gebelikte 6. Ay

Gebeligin 6. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Kilonuz artık düzenli olarak artmaktadır. 5-7 kg kadar kilo alabilirsiniz, bu tüm hamilelik boyunca alınan kilonun 50-60’ı kadardır. Aşermeler artabilir, ancak abur cubur yemekten uzak durmaya çalışın. İştahınız iyi ve bulantılarınız nadiren olabilir. Buna rağmen ağır, yağlı, acılı yiyecekleri takiben mide ekşimeleriniz olabilir.

* Dişlerinizi fırçalarken dişetleriniz kanayabilir, bu hamilelikte sık karşılaşılan bir durumdur. Hamilelik hormonları dişetlerinin şişmesine ve iltihaplanmasına yol açarak kolayca kanamasına neden olur. Dişlerinizi düzenli ve yumuşak hareketlerle, yumuşak diş fırçasıyla fırçalayın ve iple temizleyin. Dişetleriniz acısada, hamilelikte çürükleri önlemek için koruyucu işlemlerin yapılması çok önemlidir.

* Karnınızda, kalçalarınızda ve göğüslerinizde gerilme işaretleri, soluk kırmızı çizgiler oluşabilir, gebelik çatlakları, stria adı verilir veya koyu lekeler görülmeye başlayabilir. Bunları gidermede kremlerin pek yararı olmaz ancak yinede yumuşatıcı kremler sürebilirsiniz. Ama göğüslerdeki çatlakları destekleyici sutyen kullanmak önleyebilir. Hamileliğin bu döneminde bu çatlakların görülmesi tipiktir, doğumdan sonra solarak gümüş beyaz renge dönüşür, tamamen kaybolmayabilir. Gerilmeye bağlı karında kaşıntı olabilir.

* Gözlerinizde ışığa karşı duyarlılık oluşabilir. Hamilelikte görülebilen bir belirtidir. Sizi çok rahatsız ediyorsa, doktorunuza danışın.

* Rahminiz daha yukarı çıktığı için idrar torbası üzerindeki baskısı azaldığından idrar yapma sıklığı azalır.

* Braxton Hicks kasılmaları denen kasılmalar, rahim kaslarınızda gerilme ve gevşemeleri sizi doğuma hazırlar. Eğer saatte 4 veya daha fazla kasılmanız olursa doktorunuza bildirin.

* Bebeğin tekmelerini karnınızın yukarı veya aşağısında hissedebilirsiniz. Aniden kasığınızda karnınızın yan tarafına ilerleyen keskin ağrılar hissedebilirsiniz. Rahimi destekleyen bağ ve yapıların krampı nedeniyle bu ağrılar olabilir. Ani hareket ve dönmelerden kaçınmalısınız.

* Karın veya yüzde ciltte renk değişikliği olabilir.

* Ayak bileklerinde, ayaklarda,el ve yüzde şişme olabilir.

* Sırt ve bel ağrıları olabilir.

* Sıcağa karşı daha duyarlı olabilir, daha çok terleyebilirsiniz, bol su içmelisiniz.

* Cinsel isteğiniz her hafta değişebilir, azalabilir, artabilir.

* Dalgın olabilir, ağırlık nedeniyle sıkılmış olabilirsiniz.

* Bebeğinizin büyümesini içinizde daha fazla hissedersiniz. Hamileliğiniz sırasında ortaya çıkan problemleri ve bebeğinizin sağlığına etkilerini düşünebilirsiniz. Çoğu hamile kadın bu nedenle endişelenebilir.

Gebeliginizin 6. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:

* Bebeğiniz artık minyatür bir bebek görünümündedir, dudakları daha belirgindir, gözleri gelişmiştir. Gözlerini açıp kapayabilir, kaşlarını çatabilir, yan bakabilir ve sesleri duyabilir.

* Karnınıza ışık kaynağı yöneltilirse, bebeğiniz başını çevirir.

* Bebeğiniz bazı solunum hareketlerini yapmaya başlar, ama akciğerlerinde henüz hava yoktur.

* El ve ayak parmak izleri şekillenmeye başlamıştır.

* Öksürebilir, hıçkırabilir, hareketlerini hissedebilirsiniz. Bebeğiniz karın muayenesinde hissedilebilecek kadar büyümüştür.

* Cildi hala kırmızı ve kırışıktır.

* Amniyon sıvısı yaklaşık 4 saatte kendini yeniler, bebeğin ısını düzenler ve darbelerden korur.

* Bebeğinizin ölçüleri, boyu 28-35 cm civarında, ağırlığı 700-900 g civarındadır

6. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri:

* Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

* İdrar tetkikiniz yapılmalı.

* Şişlik nedeniyle el ve ayaklar, varis açısından bacak muayenesi yapılmalı.

* Fundusun yüksekliğine bakılmalı.

* Fetus kalp atışları muayene edilmeli.

* Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.

Gebelikte 5. Ay

Gebeligin 5. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Ağırlığınız artacak, kilonuza dikkat etmelisiniz Bebeğin en hızlı büyüdüğü, iştahınızın arttığı bir dönemdesiniz.

* Göğüsleriniz daha fazla büyümeye, yumuşamaya, toplardamarlar görülmeye başlar. Colostrum denen sıvı, ilk süt kıvamlı sıvı gelebilir. Göğüs ucundaki koyu renk alan areolanın, genişlemeye başladığını farkedebilirsiniz, bazen göğsün yarısını kaplayacak kadarda büyüyebilir. Bu hamileliğin zararsız bir yan etkisidir ve bebeğin doğumundan hemen sonra 12 aya kadar büyük kalabilir.

* Rahim karın içinde iyice büyümüştür, üst sınırı göbek deliğine ulaşmıştır. Karnın alt kısmında bazı ağrılar hissedebilirsiniz, telaşa kapılmanıza gerek yoktur, büyüyen rahminizi destekleyen kaslar ve bağlar gerilmektedir.

* Saçlarınız daha ince ve yağlı olabilir. Cildinizdeki olumlu değişiklikler nedeniyle de kendinizi daha güzelleşmiş ve iyi hissedeceksiniz.

* Bebeğin büyümesi ile genişleyen rahminiz kalın barsaklara baskı yapar ve barsak alışkanlığınız düzensizleşir, kabızlık artabilir.

* Hamilelik sırasında sıklıkla bacaklarınızdaki kan damarları görünür hale gelir, varisler oluşabilir, yaygınlaşabilir. Bunu an aza indirmek veya önlemek için, uzun süre ayakta durmak veya oturmaktan kaçının, bacaklarınızı uzatın, sık sık hareket edin, dolaşın ve doktorunuz önerirse varis çorabı giyin.

* Nefesiniz kesilmeye başladı mı? Biraz nefes darlığı normaldir, büyüyen rahim akciğerleri ittikçe bu şikayetiniz biraz daha artabilir.

* Daha fazla ağırlık taşıdığınız için, rahimin büyümesiyle ağırlık merkeziniz değişmiştir, parmaklarınız ve eklemleriniz hamilelik hormonları nedeniyle gevşemektedir, dikkatli olmalısınız. Hala bırakmadıysanız yüksek topuklara elveda demelisiniz, dengenizi zorlaştırdığı gibi bel ve sırt ağrılarına neden olur.

* Sırt ağrılarınız olabilir.

* Midede yanma, hazımsızlık, şişkinlik olabilir.

* Dişeti kanamaları olabilir.

* Ayak bileklerinde, ayaklarda, bazen el ve yüzde şişlikler olabilir.

* Artık hamilelik gerçeğini kabullenmişsinizdir ve duygusal gel-gitlerde azalma olur, unutkanlıklarınız devam edebilir.

Gebeliginizin 5. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:

* Bebeğiniz aktif duruma gelmiştir, çok tekme atar, döner.

* Bu dönem duyusal gelişim için çok önemlidir. Beyinde koku, tat, görme ve dokunma için özelleşmiş alanlar gelişir.

* Bebeğinizin cinsiyeti belirlenmiştir, isterseniz öğrenebilirsiniz.

* Saçları vardır ve onu saran amniyotik sıvı içinde cildini koruyan vernix denen yağlı, beyaz bir madde gelişmeye başlar. Bazı bebekler doğduğunda da üzerinde hala beyazımsı bir örtü bulunur.

* Düzenli aralıklarla uyur ve uyanır.

* Göz kapakları tamamen gelişmiştir, hala kapalıdır.

* El parmak tırnakları büyümeye başlar.

* Doktorunuz kalp atışlarını duyabilecektir.

* Organları büyümeye ve gelişmeye başlar.

* Diş kökleri gelişmeye başlar.

* Bebeğinize şarkı söyler, kitap okur veya onunla konuşursanız belki sizi duyabilir. Bazı çalışmalar, bebeklerin rahim içindeyken okunan kitabı duyunca beslenme sırasında daha hızlı emdiklerini göstermiştir.

* Bebeğinizin boyutları geçen ayların iki katına çıkmıştır. Boyu yaklaşık 20 cm, ağırlığı 500 g civarındadır.

5. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri:

* Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.

* İdrar tetkikiniz yapılmalı.

* Şişme açısından el ve ayaklar, varisler için bacaklar muayene edilmeli.

* Fundus yüksekliğine bakılmalı.

* Fetus kalp atışları muayene edilmeli.

* Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.

5 Haziran 2009 Cuma

Gebelikte 4. Ay

Gebeligin 4. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Gebeliğin erken belirtileri olan sabah bulantıları, yorgunluk şikayetleriniz ve düşük riski 2.trimesterde genellikle azalır. Aynı zamanda ilk kez bebeğin hareketlerini hissetmeye başlarsınız. Rahimdeki bu ilk kıpırtıları önce mide gurultusu sanabilirsiniz, kelebek kıpırtısına benzetenler de vardır, bunun gerçekte bebeğin hareketleri olduğunu anladığınızda kaydedin ve kontrolde doktorunuza söyleyin, ama önce babayla paylaşın.
* Dışardan hamile gibi görünmeye başlayabilirsiniz.
* Plasenta şekillenmiştir ve hamileliğinizin sağlığı için hormon üretmeye devam eder, salgılanan hormonlar ilerde daha kolay doğum için kaslarınızı ve eklemlerinizi yumuşatır.
* Kabızlık şikayetiniz artabilir.
* Daha fazla terleyebilirsiniz.
* Rahminiz büyümektedir ve karı içindeki bağların gerilmesine bağlı olarak ani kısa süreli sancılar hissedebilirsiniz.
* Yorgunluğunuz azalabilir.
* Hamileliğinizden hoşlanmaya başlıyorsunuz.
* Daha sık acıkabilir, belli yiyeceklere özellikle istek duyabilirsiniz.
* İdrara gitme sıklığı azalır, idrar yolları enfeksiyonu riski artabilir. Her gün en az 8 bardak su içmelisiniz.
* Dişeti kanamaları olabilir.
* Özellikle oturur yada yatarken aniden ayağa kalkmak gibi durumlarda bazen baygınlık hissi yada başdönmesi olabilir.
* Beyaz vajina akıntısı olabilir.
* Ayak bileklerinde ve ayaklarda hafif şişme olabilir. Bazen ellerde ve yüzde de şişme olabilir.
* Bacaklarda varisli damarlar ve basur olabilir.
* Karnınızın üstünde koyu bir çizgi görülebilir, doğumdan sonra kaybolur.
* Çabuk öfkelenme, mizaç dalgalanmaları, kolay ağlama gibi duygusal değişiklikler, dalgınlık yaşayabilirsiniz.
* Zaman zaman başağrıları olabilir.

Gebeliginizin 4. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler

* Bebeğinizin saçı, kaşları, kirpikleri, el ve ayak parmak tırnakları, parmak izi şekillenir. Ses tellerine sahiptir, tad duyusu gelişmeye ve başparmağını emmeye başlar.
* Kulakları, kolları, elleri, parmakları, bacakları, ayak ve tırnakları tamamen şekillenmiştir.
* Işığa duyarlılık ve solunum öncüsü olarak hıçkırık başlamıştır.
* Bebeğin gözleri yanlara değil, artık öne bakmaya başlar.
* Kalp dakikada 120-160 civarında atar.
* Kan direkt göbek kordonundan bebeğe gider.
* Bebeğinizin böbrekleri çalışmaya başlamıştır, amniyotik sıvının dolaşımını yapar, bebek soluk alma ve verme hareketleriyle amniyon sıvısını içine çeker.
* Bebeğin tüm organları oluşmuştur.
* Bebeğinizi saran sıvı 1 bardak civarındadır.
* Bebeğinizin iskeletinin çoğunluğu hala lastiğe benzer kıkırdak yapısındadır ama sertleşerek kemikleşmeye başlar.
* Bebeğinizin gelişim hızı, boy ve kilosu hızla artmaya başlar.
* Bebeğiniz 12-14 cm boyunda, yaklaşık 250 g ağırlığında, bir avokado büyüklüğündedir.

4. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri:

* Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.
* İdrar tetkiki yapılmalı.
* Ciddi doğum defektleri açısından alfa feto protein (AFP) vs. düzeyi ölçülerek bebekle ilgili riskler araştırılmalıdır. Amniyosentez denen yöntemle bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan alınarak incelenir. Amniyosentez, 35 yaşın üstünde veya doğum defekti öyküsü varsa yapılmalıdır, buna doktorunuzun karar vermesi uygun olur.
* Varis oluşumu açısından bacakların muayenesi yapılmalı.
* Bebeğin kalp atışları muayene edilmeli.
* Fundusun yüksekliği ölçülmeli.
* Karın muayenesi ile rahminizin büyüklüğüne bakılmalı.

Gebelikte 3. Ay

Gebeligin 3. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Göğüslerde dolgunluk, hassasiyet, göğüs ucunda koyulaşma görülür ve mavi damarlar görünür hale gelir.

* Rahminizi küçük bir yumru gibi pubik kemiğin üzerinde hissedebilirsiniz, yumuşak , dolgun ve daha büyüktür. Büyüklüğü leğen kemiğini dolduracak kadardır. İdrar kesesini sıkıştıracağı için daha sık idrara çıkabilirsiniz.

* Plasenta gelişiyor ve daha fazla hormon üretir.

* Vaginal akıntı beyaz renkte, daha yoğun ve yapışkan hale gelir.

* Kendinizi biraz daha yorgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz. Uykusuzluk, mide şikayetleriniz devam edebilir.

* Sabah hastalığı olarak bilinen bulantılar bu ayda devam eder.

* Hamilelikte barsak hareketleri yavaşladığı için kabızlık görülebilir.

* Vücudunuzdaki kan miktarı hamilelikte arttığından, akciğerler, kalp, böbrekler daha çok çalışır, karın bölgesi ve bacaklarda kan desteğinin artması nedeniyle toplar damarlar daha görünür duruma gelir, yani varisler oluşabilir.

* Zaman zaman başağrısı , başdönmesi ve fenalaşma hissi yaşayabilirsiniz.

* Yemeklerden iğrenme ve aşerme görülebilir.

* Bel ve göğüs bölgesi büyüdüğünden kıyafetlerinizi dar hissetmeye başlarsınız.

* Bazı kadınlarda , yüz ve boyunda düzensiz, değişik şekillerde kahverengi lekeler görülebilir. Hamilelik maskesi (kloazma) denen bu lekelerin hamileliğin sonunda tamamen ya rengi açılır yada kaybolur.

* Kısa süre için , göbeğinizin üstünden aşağıya doğru uzanan vertikal koyu çizgi oluşması beklenir. Cildinizdeki gerilme nedeni ile rahatsızlık duyarsınız , göğüs , karın, kalça bölümlerine yumuşatıcı losyon sürerek ovabilirsiniz.

* Vücut görünümünüz pek fazla değişmemiştir.

* Fiziksel olarak hala hamile gibi görünmeseniz de duygusal olarak hızlı iniş çıkışlarınız olabilir. Mizaç değişiklikleri bu dönem sıktır. Aile olma ile ilgili dalgalanmalar, neşelenme, kaygı, huzursuzluk hissetmeniz tamamen normaldir. Sinirli, alıngan, gergin, ağlamaklı duygusal dönemleriniz hamileliğiniz süresince devam edebilir, ancak bebek doğumundan sonra düzelir.

Gebeliginizin 3. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:

* Bebeğinizin yüzü daha çok insana benzemeye başlar. Eğik olan baş dikleşmiştir.

* Embriyodan fetusa dönüştüğü bu periyotta organlar ve dokular hemen hemen şekillenmiş ve yaşamsal organlar tamamen gelişmiştir. Bu ayın sonunda organlar çalışmaya başlar.

* Böbrekler çalışmaya başlamıştır, idrar kesesi bir torba şeklinde oluşmuş ve idrarını yapabilmektedir.

* Daha fazla detaylar görünmeye başlar. Gözler tam şeklini almış, dudakları , 20 adet diş tohumu , tırnakları, şeftali tüyü gibi saçları belirmeye başlamıştır. Parmakları ayrılmaya, bazı kemikleri sertleşmeye başlar.

* Yutmaya ve tekme atmaya başlar.

* Kız veya erkek olduğunu gösterecek dış cinsel organları gelişmeye başlar.

* Kalp atışları stetoskop ile duyulabilir.

* Boyu bu ay 2 katına çıkarak yaklaşık 6 cm, 15 g ağırlığındadır

3. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri:

* Doktor kontrolü ve check-up yaptırın. Vücudunuzdaki sizi kaygılandıran değişiklikleri doktorunuza sorabilirsiniz.

* Kan basıncı, kilonuz ölçülmeli.

* İdrar tetkiki yapılmalı.

* El veya ayaklarda ödem, varisler için bacakların muayenesi yapılmalı.

* Bebeğin kalp atışları stetoskopla duyulabilir, ultrasonografi yapılabilir.

* Fundus yüksekliği ( rahimin en yüksek kısmı ) ölçülmeli

4 Haziran 2009 Perşembe

Gebelikte 2. Ay

Gebeligin 2. ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Göğüslerinizde dolgunluk, şişlik , hassasiyet ,göğüs ucunda koyulaşma görülür.

* Plasenta gelişir ve daha fazla hormon salgılamaya başlar.

* Vagina civarındaki dokularda bebeğin beslenmesine yardımcı olan damarlar mavimsi görünür.

* Kendinizi daha yorgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz.

* Rahatsız edecek düzeyde kusma ile birlikte veya tek başına sabah bulantılarınız olabilir.

* Kabızlık, idrara sık gitme midede yanma, hazımsızlık, yiyeceklere aşırı istek veya isteksizlik, uykusuzluk şikayetleriniz olabilir.

* Kan hacminiz biraz artmıştır, hamilelik sonunda bebeğin ihtiyacını karşılamak için % 45- 50 fazla kana sahip olacaksınız.

* Arasıra baş ağrıları, baş dönmesi veya fenalaşma hissi yaşayabilirsiniz.

* Karın görünür derecede büyür, ancak belirgin kilo artışı olmaz. Rahim sıkılmış bir yumruk büyüklüğündeyken greyfurt büyüklüğüne ulaşır. Bu büyüme sırasında karın krampları, sancılar hissedebilirsiniz.

* Sinirlilik, ağlama isteği, duygusal değişiklikler, korku, neşe, kaygı duyabilir, mantıksız davranışlarda bulunabilirsiniz.

Gebeliginizin 2. Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:

* Böbrek, kalp, sinir sistemi gelişmeye başlar, kalbi dakikada 150 kez çarpmaya başlar. Beyin,omurilik bağlantısı oluşur. Hipofiz bezi şekillenir. Esas organ ve sistemleri tamamen olmasa da gelişir. Organ gelişimi nedeniyle kritik bir dönemdir.

* El ve ayak parmakları, dizleri ve dirsekleri gelişmeye başlar, bacakları uzamaya, kolları gelişmeye ve elleri bilekten esnek hal almaya başlar.

* Kemikleri sertleşmeye , kıkırdak dokuları oluşmaya başlar.

* Yüz özellikleri daha belirginleşir. Gözleri, göz kapakları ve burun delikleri şekillenmeye başlar.

* Embriyo bu ayın sonlarına doğru fetus adını alır. Fetus sürekli yer değiştirir, hareket eder ancak siz henüz hissetmezsiniz.

* Yaklaşık çilek büyüklüğünde 2,5 cm kadardır. Ağırlığı 10g civarındadır, vücudun 1/3 ünü baş oluşturur.

2. ayda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri:

* El veya ayaklardaki ödem , varisler için bacak muayenesini de kapsayan ayrıntılı fizik muayene ve pelvik muayene yapılmalı.

* Leğen kemiğinizin yapısı , ölçüleri için pelvik muayene önemlidir.

* Kan tetkikleri; kan sayımı, kızamık, kızamıkcık ölçümü, frengi için serolojik test, hepatit B bakılmalı.

* Kan basıncı, kilonuz ölçülmeli

* İdrarda şeker, protein, bakteri miktarlarına bakılmalı.

* Pap smear yapılmalı

* Bel soğukluğu kültürü yapılmalı

Gebelikte 1. Ay

Gebeligin ilk Ayinda Anne adayinda yasanan degisiklikler:

* Düzenli olan adetinizi olmadınız ve sabah bulantınız başladı. Bunlar genellikle hamileliğin ilk belirtileridir. Adetinizin ilk olarak olmadığı bu dönemde yaklaşık 2 haftalık hamilesiniz demektir. Bulantı, kusmanın yanında tükrük salgısında da artış olabilir.
* Plasenta oluşmuş ve hormon yapmaya başlamıştır. Plasenta , bebeğinizin beslenmesini ve gelişmesini sağlayacak kordondur. Bebek gelişirken,bebeğinizi koruma görevi olan amniyotik sıvı da oluşmaya başlar.
* Göğüslerinizde hassasiyet, şişkinlik hissetmeğe başlarsınız.
* Rahminiz büyümeğe başlamıştır , ancak siz hissetmezsiniz.
* Kendinizi yorgun hissedebilirsiniz,uyku düzensizliği , midede hazımsızlık sık idrara gitme gibi şikayetleriniz olabilir.
* Yiyeceklere veya sadece bazılarına karşı aşırı istek duyma veya isteksizlik olabilir.
* Annede mizaç değişiklikleri olabilir.İlk 3 ay bu değişiklikler görülebilir. Zaman zaman iyi hissederken ,zaman zaman sinirli, aksi,dargın ağlamaklı davranabilirsiniz. Bu duyguları birarada ve içiçe yaşayabilir, özellikle babanın destek olması hamileliği anne açısından kolaylaştırır.
* Korku , kaygı,neşe , stres yaşayabilirsiniz.

Gebeliginizin ilk Ayinda Bebeğinizde yasanan değişiklikler:
Yumurta ve sperm birleşmiş , döllenme oluşmuştur. Babanın spermi , bebeğin cinsiyetini belirler. Bebeğiniz embriyo denen bir hücreden gelişir, bu dönemde bir baş ve vücuda sahiptir.
Bebek amniyotik sıvının içinde bir kesede büyür. Beyni , gözleri , ağzı, iç kulakları ve sindirim sistemi gelişmeğe başlar. Sinir sistemi, beyni, kalbi ve akciğerleri şekillenmeğe başlar. Kulakları küçücük nokta şeklindedir, gözleri ve burnu oluşmuştur. Kol ve bacakları şekillenmeye başlamıştır. Bu ayın sonunda embriyo elma çekirdeği kadar, yaklaşık 6 mm büyüklüğündedir.

Gebeliginizin ilk ayinda yapilacak Muayene ve laboratuar tetkikleri:

* Ayrıntılı bir fiziksel muayeneniz yapılmalı, kontrolünüzde doktorunuz yapacaktır.
* Aile öykünüzü doktorunuza aktarmalısınız.
* Tansiyonunuz ölçülmeli ve kaydedilmesi uygun olur.
* Kan grubu , kan sayımı, kan şekeri, karaciğer testleri vb. testler yapılmalıdır.
* İdrar tahlili yapılmalı.
* Pap – smear testi yapılmalı.
* Bel soğukluğu, sarılık, frengi, AIDS, klamidya, herpes gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yönelik inceleme yaptırmalısınız.
* Orak hücreli anemi ( kansızlık ) , talasemi, akdeniz anemisi ve tay-sachs hastalıklarına ilişkin testler yaptırmalısınız.

Tüp Bebek Başarısızlığı

Bu yazimizda tup bebek yontemi ve tup bebek yontemindeki basarisizliklar konusunda sizleri bilgi sahibi yapmaya calisacagiz.

Asagida yer alan yazimizda tup bebek tedavisi hangi durumlarda iptal edilebilir, tup bebek yaptirmak isteyen ciftlerin bu uygulamayi kac kez tekrarlayabilirler, genetik tanilar, laser ile tedavi, stres, ileri yas vb. sorunlarin tup bebek konusunda etkili olup olmadigini sorular ve aciklamalari ile birlikte bulabilirsiniz.

Maddi manevi ciddi bir yük olan Tüp Bebek uygulamasından istenilen sonucu alamamak gerçekten de tam bir yıkım... Ancak unutulmamalıdır ki ikinci, üçüncü veya daha fazla denemeler sonucunda da mutlu sona ulaşan sayısız çift vardır… İşte bu konuda sık sorulan sorular :

Tüp Bebek tedavisi hangi durumlarda iptal edilebilir ?
1.Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviden fayda görmeyeceğiniz düşünülürse hekiminiz tedavinizi yarıda keserek işlemi iptal edilebilir.

2. Yumurtalıklar içinde gelişmiş folikül olmasına rağmen yumurta toplama günü içlerinden yumurta elde edilemeyebilir. Bunun sebebi genellikle yumurta toplama işleminden önce yumurtaların zamansız olarak çatlamasıdır. Bu istenmeyen durum genellikle yumurtalık rezervi azalmış ileri yaştaki bayanlarda görülebilir. Çok nadiren de foliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş folikül sendromu). Bu durum ise hastaların %1’ inden daha azında görülür.

3. Elde edilen yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon uygulamalarında çağında son derece nadirdir. Ancak hastaların %2–5’ inde anormal yumurtalara veya spermlere bağlı olarak bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir.

4. Döllenen yumurtaların hiçbiri bölünmeyebilir. Bu durum da oldukça nadirdir ve genelde az sayıdaki ve kötü kalitedeki yumurta varlığında gözlenir.

5. Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden hemen önce iptal edilir.

6. PGD yapılan olgularda normal bir embriyo bulunamayabilir. Böyle bir durumda embriyo transferi yapılmaz.

7. PGD ve HLA analizi yapılan embriyolarda embriyo sağlıklı olsa da HLA uyumlu embriyo bulunamazsa transfer yapılmaz.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Embryoda Genetik Tanı Preimplantasyon Genetik Tanı

Tıp teknolojisindeki hızlı gelişmeler, bugüne kadar açıklamakta zorlandığımız pek çok problemi tanımlamamızı ve çareler üretmemizi sağlar. Bu konudaki en güzel örneklerden bir tanesi daha henüz gebelik oluşmadan önce gebeliğin sağlığının belirlenmesini sağlayan "embriyoda genetik tanı" imkanı. Bebeğin henüz 7 - 8 hücreli bir embriyo aşamasındayken sağlığı açısından incelenmesi mümkün. Bu şekilde hasta veya genetik özürlü bir embriyonun rahim içerisinde yerleşmesi ve sağlıksız bir gebeliğin oluşması baştan önlenir.

Şekil 1. Embriyoda genetik tanı

PGT kimlerde uygulanır?

Embriyoda genetik tanı yapılabilmesi için bu embriyoların laboratuvar şartlarında geliştirilmesi gerekir. Bunun için de, kadından elde edilecek olan yumurta hücresiyle erkekten elde edilecek olan sperm hücresinin, laboratuvar ortamında biraraya getirilmesi, yani mikroenjeksiyon tekniğiyle döllenme ve embriyo gelişiminin sağlanması gerekir. Diğer bir deyişle, embriyoda genetik tanı uygulaması, zahmetli ve masraflı bir yüksek teknoloji uygulaması gerektirir. O nedenle bu teknik ancak özel risk taşıyan çiftlerde uygulanır. PGT'nin hangi çiftler için uygulanacağı, uygulamanın amacına göre değişir.

PGT farklı amaçlara yönelik olarak gerçekleştirilebilir:

1. Anomali taraması

2. Embriyolarda hastalık araştırılması

3. Riskli ailelerde kanser hastalığının belirlenmesi

Anomali taraması

Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken ve tedavi sırasında elde edilecek olan embriyolarında anomali riski artmış olan çiftlerde, embriyoların en sık görülen kromozomal kusurlar açısından taranması hedeflenir.

Anomali taramasında amaç, embriyolarda en sık görülen trizomi (kromozom sayısının normalden fazla olması) veya monozomi (kromozom sayısının normalden az olması) gibi kromozom anomalilerinin belirlenmesi. Anomaliye sahip olduğu saptanan embriyolar rahim içerisine transfer edilmez ve imha edilirler. Hastaya sadece sağlıklı olduğu bilinen embriyolar transfer edilir. Bu şekilde genetik anomaliye sahip bir bebeğin rahim içerisinde gelişmesi riski baştan ortadan kaldırılır.

Genellikle genetik anomaliye sahip embriyolar rahim içerisinde tutunamaz. Tutunma gerçekleşse dahi çoğu zaman ilk 10 hafta içerisinde gebelik düşük ile sonuçlanır. Aslında bu durum insan doğasının kendi dengesi koruması açısından büyük bir avantaj oluşturur. Doğa sağlıklı olanı koruyarak sağlıksızı elimine etmeye çalışır. Bu sayede çevremizde çok az sayıda anomalili bebek veya çocuk görürüz. Ancak ne yazık ki bu kural her zaman geçerli olmaz.

Embriyo ağır genetik kusurlar taşıyorsa genellikle laboratuvardaki gözlem sırasında yavaş gelişimi, gelişimin duraklaması veya kötü kalitede gelişimi nedeniyle diğerlerinden ayırt edilir ve bu tip embriyolar rahim içerisine yerleştirilmez. Ancak basit trizomi (Down Sendromu; trizomi 21) veya monozomi taşıyan embriyoların gelişimi, sağlıklı olanlar kadar iyi ve hızlı olabilir. Bu embriyoların gelişim hızı, görünümü ve kalitesiyle diğerlerinden ayırt edilmeleri olanaksız. Bu tip anomaliler taşıyan embriyolar, rahim içerisine tutunarak anomalili bebeklerin dünyaya gelmesine neden olabilir. Anomalili bebeklerin çoğunluğu erken dönemde düştüğü halde önemli bir kısmı ilerleyen gebelik haftalarına kadar ulaşabilir. Böyle problemler dikkatli ve düzenli bir gebelik takibi sırasında ultrasonografi, kan testleri ve gerekirse amniosentez yöntemleriyle saptanır. Gebelik ilerledikten sonra bebeğin anomalili olduğunun öğrenilmesi ve gebeliğin sonlandırılması son derece travmatik olur. Gebelik takibinin hiç yapılmaması halinde sakat veya özürlü bir bebeğin doğumunun söz konusu olduğu unutulmamalı .


Şekil 2. Trizomi 13 Patau sendromu saptanan anomalili bir bebek

Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken bazı çiftlerde yardımcı üreme teknikleri gerçekleştirilir. Bu teknikte, çifte ait sperm ve yumurta hücreleri kullanılarak mikroenjeksiyon yöntemiyle embriyolar elde edilir. Eğer çift, embriyolarda genetik anomali yönünden yüksek risk taşıyorsa PGT önerilir.

Yüksek risk taşıyan çiftler şu şekilde sıralanabilir:

1. Anne adayının yaşının 37 ve üzerinde olması

2. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükler)

3. Tekrarlayan tüp bebek - mikroenjeksiyon tedavilerinde gebelik elde edilememiş olması veya elde edilen gebeliklerin düşüklerle sonlanması

4. Daha önce anomalili bir doğum ve düşük hikayesi

5. Yumurta veya sperm hücresine ait bazı özel şekilsel anomaliler

Embriyolarda hastalık araştırılması

Embriyolarda hastalık araştırılmasında temel amaç, kendiliğinden çocuk sahibi olabilen, ancak belirli bir hastalığın taşıyıcısı oldukları için hastalıklı bir gebelik sahibi olma riski taşıyan çiftlerde, hastalık taşımayan embriyoların transferiyle sağlıklı bir gebeliğin elde edilmesi. Genetik ve ailesel geçiş özelliği taşıyan bazı hastalıklar anne, baba veya her ikisinde birden bebeğe aktarılır. Bu hastalıkların taşıyıcısı olduğu saptanan çiftler, embriyolarda genetik inceleme yapılarak sağlıklı bir gebeliğe kavuşabilir.

Vücudumuzdaki tüm hücrelerin özel bir genetik şifre içerdiğini ve bu şifrenin her bireyde birbirinden farklı özellikler taşıdığını bilinir. Hücrelerimizin tüm görevleri, bu genetik şifreler doğrultusunda planlanır. Genetik şifredeki küçük değişiklikler bazen telafisi olanaksız eksikliklere veya hasarlara yol açarak, genetik hastalıkların oluşmasına sebep olur. Son yıllara kadar bu tip hastalıkların tanısı sadece klinik olarak tanımlanırdı. Genetik bilimindeki gelişmeler ve genetik şifrelerin çözülmesine yönelik çalışmalar sayesinde bu hastalıkların tanısının gen düzeyde konulması mümkün. FISH ve PCR adı verilen yöntemlerle hastalığa sebep olan genetik değişiklikler belirlenebilir. Ancak bu zahmetli ve zaman alıcı yöntemler günümüzde yerini çok daha hızlı ve güvenilir sonuç veren cihazlara bıraktı.

Genetik incelemelerde bireyden alınan kan örneğindeki hücreler toplanarak içlerinde yer alan genetik materyal bir araya getirilir. Genetik incelemenin hatasız yapılabilmesini sağlayacak miktarda materyal sağlanabilmesi amacıyla DNA özel yöntemlerle çoğaltılır. Çoğaltılan DNA üzerindeki gen dizileri tek tek tanımlanır. Olası değişiklikler veya bozukluklar belirlenir. Bu incelemeler hastalıkların tanısının konulmasını sağladığı gibi hastalık riski taşıyan bazı bireylerin tanımlanmasında da yardımcı olur. Örneğin bu yöntem ile myotonik distrofi veya kistik fibrozis gibi çocukluk döneminde ortaya çıkan ve ciddi sağlık problemlerine yol açan hastalıkların tanısı konulabilir. Bu teknikle çok sayıda hastalık belirlenebilir.

Bu hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Genetik hastalıklar:
    • Talasemi (Akdeniz anemisi)
    • Kistik fibrozis
    • Myotonik distrofi
    • Frajil X sendrom
    • Doğumsal işitme kaybı
    • Akondroplazi Alfa-1 antitripsin eksikliği
    • Hemakromatozis
    • Huntington hastalığı
    • Orak hücreli anemi
    • Spinal muskuler atrofi
    • Konjenital adrenal hiperplazi
    • Ataksi-telenjektazi
  2. Kalp damar sistemi hastalıkları
    • Faktör V ve protrombin eksikliği
    • Faktör VIII eksikliği
    • Leiden faktör V mutasyonu

Riskli ailelerde kansere yatkınlığın belirlenmesi

Bazı kanser tipleri ailesel özellik gösterir ve ailedeki tüm bireylerde kansere yatkınlık gözlenir. Her yeni jenerasyonun bu hastalıktan etkilenme riski yüksek olur. Embriyo düzeyinde yatkınlık yönünden incelemesi yapılabilen hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Meme kanseri
  2. Mesane kanseri
  3. Prostat kanseri
  4. etinoblastom
  5. Lenfoma ve lösemi
  6. Alzheimer

Embriyo hangi dönemde genetik olarak incelenebilir?

Genetik olarak inceleme, embriyo gelişiminin üç ayrı safhasında gerçekleştirilebilir:

1. Döllenmenin izlendiği gün (Embriyo oluşumunun 1. günü) - Polar cisim biopsisi


Şekil 3. Döllenmiş yumurta

2. Embriyo gelişiminin 3. günü - Blastomer biopsisi



Şekil 4. Gelişiminin 3. gününde 10 hücreli aşamaya ulaşmış bir embriyo

3. Embriyo gelişiminin 5. günü - Trofektoderm biopsisi



Şekil 5. Blasosist aşasına ulaşmış bir embriyo

Polar cisim biyopsisi (Yumurta hücresinin genetik incelemesi)

Yumurta hücresi yumurtalıktan atıldıktan sonra genetik yapısının yarısını (kromozom kümesinin bir setini) birinci polar cisim adını verdiğimiz bir parçayla hücre dışına atar.

1. polar cisim yumurtanın genetik yapısının tam bir kopyasını taşır. Yumurta ve sperm birleştikten sonra bir kopya daha, bu sefer 2. polar cisim adını alarak hücre dışına atılır.


Şekil 6. Yumurtanın altında saat 6 hizasında polar cisim görünüyor

Yani döllenmiş bir yumurta (embriyo oluşumunun 1. günü) iki adet polar cisim taşır. Bu iki yapı kısa bir süre sonra dejenere olarak kaybolur. İki polar cisim de hücre dış kabuğundan çıkartılarak genetik olarak incelenebilir. Her iki polar cisim, yumurtanın döllenme öncesi bölünme evrelerinde herhangi bir kromozom hata içerip içermediğini gösterir.




Şekil 7. Polar cisimlerin biopsi ile çıkartılması

Polar cisimlerin incelenmesi yumurtaya ait genetik problemleri tanımlayabilmemizi sağlar. Avantajları şunlardır:

Tüm yumurta hücrelerine uygulanabilir.
Embriyo en az 3 gün sonra transfer edileceğinden, genetik tanı için daha uzun bir süre mevcuttur.
Polar cisimler embriyonun gelişiminde herhangi bir katkı sağlamayan, bir süre sonra dejenere olarak yok olacak yapılardır. Varlığı veya biyopsiyle çıkartılmış olması, embriyonun ileri gelişiminde olumlu veya olumsuz bir etki yaratmaz.
Polar cisim biyopsisinin dezavantajları ise şunlar:

İçerdiği genetik yapı kısa sürede dejenere olduğu için, genetik inceleme sonucunda net bilgi elde edilememesi riski daha yüksektir.
Polar cisimlerin genetik yapısı, sadece anneden yani yumurta hücresinden kaynaklanan genetik problemleri yansıtır. Babadan yani sperm hücresinden kaynaklanan hatalar bu yöntemle saptanamaz. İncelenen sadece yumurta hücresi olduğundan sonuç embriyoyu tam olarak yansıtmaz.
Polar cisim biyopsisi sadece yumurtanın incelenmesinin yeterli olacağı durumlarda tercih edilir. Bu durum için en iyi örnek ileri anne yaşıdır. Yardımcı üreme teknikleri programına alınan 37 yaş ve üzerindeki kadınlarda, yumurta hücresinden kaynaklanabilecek genetik hataların tanımlanmasında polar cisim byopsisi iyi bir alternatif teşkil eder.

Blastomer biyopsisi; embriyonun genetik incelemesi

Bu uygulamada, gelişiminin 3. gününde embriyonun bir hücresi alınır ve genetik olarak incelenir. Tecrübeli eller tarafından gerçekleştirilen embriyo biyopsisi sonrasında embriyo eksik hücreyi hemen telafi ederek hiçbir zarar görmeden büyümesine devam eder. İncelenen hücre embriyonun genetik bir problem taşıyıp taşımadığını gösterir ve hastaya sadece genetik olarak normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir.

Embriyo, gelişiminin 3. gününde yaklaşık 6 - 8 hücre içerir. Blastomer olarak adlandırılan bu hücrelerden herbirisi birer kök hücre görevi yaparak embriyonun ileri gelişiminde tamamen farklı organ ve dokulara dönüşecek olan yeni hücrelere kaynak teşkil eder. Bu hücrelerden bir veya iki tanesinin çıkartılması, embriyonun ileri gelişimini etkilemez. Kalan diğer hücreler bu eksiği hemen telafi ederek gelişimi sürdürürler. Tüm hücreler farklı dokulara dönüşebilme kapasitesine sahip olduklarından herhangi bir doku veya organ eksikliği gözlenmez.

Embriyo 3. güne ulaştığında gelişim hızı kontrol edilir. Yavaş gelişen bir embriyonun blastomer biyopsisinden olumsuz yönde etkilenme riski olacağından, sadece iyi gelişim gösteren embriyolar genetik inceleme için uygun olarak değerlendirilir. İncelemeye uygun embriyoların çevresini saran zona pellucida adını verdiğimiz zar, mekanik yöntemler veya laser enerjisi yardımıyla açılır.



Şekil 8. Embriyoyu çevreleyen zona pellucida üzerinde oluşturulan açıklık

Bu açıklıktan yerleştirilen ince bir pipet yardımıyla hücrelerden bir tanesi aspire edilerek dışarıya çıkartılır.


Şekil 9. Blastomerlerin embriyodan çıkartılması (blastomer biopsisi)

Bu hücre genetik incelemeye gönderilir. Hücrenin genetik yapısı tam olarak embriyoyu yansıtır. Eğer hücre genetik açıdan anormal veya hatalı olarak değerlendirilirse bu embriyo transfer edilmeyecek ve bu şekilde rahim içerisine tutunma şansı olmayan, tutunsa dahi sağlıksız bir gebeliğe sebep olabilecek bir embriyonun transferi gerçekleştirilmemiş olacak.

Genetik inceleme için en uygun dönemin 3. gün olduğu kabul edilir. İncelenen hücre tam olarak embriyoyu yansıtacağından, polar cisim biyopsisinin aksine hem yumurta hem de spermden kaynaklanan hatalar gözlenir.

Trofektoderm biyopsisi

5. güne kadar gelişimini sürdüren embriyo blastosist aşamasına ulaşır. Bu aşamada artık ileride bebeği oluşturacak iç hücre kütlesiyle (inner cell mass) plasenta ve eklerini oluşturacak trofektoderm yapıları birbirinden ayırt edilir duruma gelir


Şekil 10. Blastosist içerisinde iç hücre kütlesi (ICM) ve trofektoderm yapıları

Bu aşamada trofektoderm tabakasından birden fazla sayıda hücre çıkartılabilir. Bu hücreler genetik incelemeye tabii tutularak blastosistin sağlıklı bir genetik yapıya sahip olup olmadığı belirlenebilir.

Trofektoderm biyopsisinin avantajları şu şekilde sıralanabilir:

Sadece en iyi gelişim gösteren embriyolar blastosist aşamasına ulaşabildiğinden, bu dönemde kısıtlı sayıda ancak ileri gelişim potansiyeli en yüksek olan embriyolar incelenir.
Trofektodem hücreleri embriyonun gelişimine bizzat katılmayacak, sadece plasenta ve eklerinin gelişiminden sorumlu olacağından, çıkartılmaları embriyonun ileri gelişimini etkilemesi mümkün değil.
Trofektodermden birden fazla hücre alınarak incelenebilir.
Trofektoderm biyopsisinin dezavantajları ise şunlar:

Embriyonun transferi için süre çok kısıtlı. Sonucun bu kadar kısa bir sürede elde edilmesi çok büyük bir zorluk teşkil eder.
Bu dönemde hücreler arasında mozaisizm yapısı yüksek orandadır. Mozaisiam, aynı embriyo içerisinde farklı genetik yapıya sahip birden fazla hücre grubu bulunmasıdır. Belirli bir oranda mozaisizm sağlık problemi getirmezken, yüksek oranda mozaisizm halinde ciddi genetik problemler ortaya çıkabilir. Blastosist aşamasındaki embriyoda oluşabilen mozaik hücre grupları zamanla dejenere olacak ve embriyonun ileri gelişim aşamalarına ulaşamaz. Ancak bu hücrelerin biyopsi sırasında alınarak genetik olarak incelenmesi, embriyo hakkında yanlış bir fikir oluşturacağından genetik inceleme sonucuna gölge düşürür. Bu nedenlerden dolayı günümüzde trofektoderm biyopsisi tercih edilen bir yöntem değil.
Genetik inceleme nasıl gerçekleştirilir?

Kromozom sayısının belirlenmesi: Embriyodan alınan hücrenin genetik bilgileri taşıyan çekirdek yapısı ayrıştırılır. Kromozomların tanımlanması için FISH (Floresan İn-Situ Hibridizasyon) adı verilen teknikten yararlanılır. Bu teknikte önce her kromozom için, o kromozomu tanıyarak bağlanacak, renkli floresan boyalar taşıyan problar (tanıyıcılar) oluşturulur. Hücrenin çekirdeği bu problarla muamele edildiğinde hangi kromozomdan kaç tane mevcut olduğu mikroskop altında belirlenebilir.



Şekil 11. Blastomerin FISH tekniği ile değerlendirilmesi; iki adet 13 ve üç adet 21 numaraları kromozom izleniyor- embriyo trizomi 21 yani Down sendromu yapısı taşıyor
Kromozom üzerinde bilgi değişimi (translokasyon) veya eksikliğinin tanımlanması: İki ayrı kromozoma ait birer parçanın koparak diğeri yer değiştirmesi "translokasyon" olarak adlandırılır. Translokasyonlar tahmin edilenden daha sık olarak gerçekleşir. Ancak vücutta dengeli olarak kaldığından kişide herhangi bir sağlık problemi yaratmaz. Dengeli taşıyıcı olarak adlandırdığımız bu kişiler çocuk sahibi olma istediklerinde infertilite veya tekrarlayan düşükler ile karşılaşır. Bunun sebebi bu dengeli kromozom hatasının üreme hücrelerine (sperm veya yumurta hücresi) dengesiz olarak aktarılması. Bu dengesiz kromozomal dağılım, yeni oluşan bir embriyonun sağlıksız olmasına yol açar ve genellikle gebelik düşükle sonlanır.



Şekil 12. 13 ve 9 numaraları kromozomlar arasında translokasyon izleniyor; 9 numaralı kromozomdan kopan bir parça ile 13 numaralı kromozomdan kopan parça yer değiştirmiş olarak izleniyor.

Böyle bir durumda çiftten elde edilen embriyolar translokasyon açısından incelenerek anormal kromozomal yapı gösteren embriyolar ayırt edilebilir. Öncelikle anne veya babadan aktarılan translokasyonun tipi, hangi kromozomların hangi bölgesinde kırık ve yer değişimi olduğu belirlenir. Bu bölgeleri tanıyacak ve mikroskop altında floresan renk verecek problar



Şekil 13. Translokasyon açısından yapılan FISH incelemesi

Tek gen hastalıklarının tanımlanması: Hangi hastalığa yönelik inceleme yapılacağı çok önemlidir. Hastalığa yol açan genetik hatanın hangi kromozom üzerinde yer aldığı ve ne tip bir hata olduğu daha önceden hastalığı taşıyan ebeveynde yapılan incelemelerle net olarak belirlenir. Daha sonra embriyolarda benzer genetik hata araştırılır. Bu incelemede kullanılan teknik biraz daha farklı olup gelişmiş gen dedektörlerinin kullanımını gerektirir. Genlerde dizi analizi yaparak hatayı ortaya koyan ve gen dedektörü olarak adlandırdığımız sequencer PCR cihazının belki de en önemli özelliği bütün bu incelemelerin tek bir hücreyle elde edilebilmesini sağlamasıdır.

Örneğin Akdeniz anemisi hastası olan bir çocuk

İlaçsız tüp bebek (IVM) yöntemi ne kadar başarılı?

Çocuk özlemi çeken ve tüp bebek yöntemine başvuran hastalara sunulan ilaçsız tüp bebek uygulamaları ne kadar yararlı ve başarılı sorusuna cevap arıyorsanız Doç. Dr. Bülent Urman'ın kaleme aldığı bu yazıyı mutlaka okuyun.

Tüp bebek uygulamasına alternatif olarak sunulan IVM, yani ilaçsız tedavi, yumurtaların laboratuar ortamında olgunlaştırılması ile gerçekleştiriliyor. Bu yöntem 1990'lı yılların sonlarından itibaren kullanılmaya başlandı. IVM'de kısa süreli ilaç kullanımı veya hiç ilaç kullanılmadan toplanan olgunlaşmamış yumurtalar dış ortamda olgunlaştırılır ve daha sonra döllenerek transfer edilir.

Yöntem ilk olarak ilaçlara aşırı cevap veren polikistik over sendromlu (yumurtlama problemi olan) kadınlarda ilaç kullanılmadan tüp bebek yapılmak amacı ile ortaya atıldı.

IVM yararı nedir?

Polikistik over sendromlu kadınlar, yumurtalıkları uyaran ve gonadotropin adı verilen ilaçların etkisine karşı aşırı derecede hassaslar. Bundan dolayı ovarian hiperstimülasyon sendromu (OHSS) adı verilen ve hastaneye yatarak tedavi gerektirebilen bir komplikasyona meyilliler. Özellikle de gebelik sırasında salgılanan hormonlar, ilaçlarla uyarılmış olan yumurtalıkları daha da uyarır. Bunun sonucunda karın boşluğu içine sıvı sızar ve kanda pıhtılaşma problemlerine yol açar. Yumurtalıklar ilaçlarla uyarılmadan tüp bebek uygulamasına geçildiğinde OHSS riski ortadan kalkar.

IVM başarı oranları

IVM yöntemini ilaç ile yapılan tüp bebek yönteminden üstün kılan özellik, ilaç kullanımının olmaması. Buna karşın IVM ile gebelik oranları ilaç ile yapılan tüp bebeğe oranla daha düşük. Avantajlarına rağmen IVM'in yaygınlaşmamasının temeli nedeni de başarı oranlarının istenen seviyede olmaması. Yeni ve daha gelişmiş IVM kültür vasatlarının devreye girmesi ile bu tekniğin yaygınlaşması kaçınılmaz.

Henüz bilimsel kanıt yok

IVM'nin daha önce başarısız tüp bebek uygulaması olan kadınlar ve yumurtalıkları ilaçlara zayıf cevap veren kadınlarda kullanımı ile ilgili bilimsel bir kanıt yok. Mevcut durumda çok kısıtlı bir hasta grubunda kullanılan bu yöntemin sanki her derde deva gibi gösterilmesi son derece sakıncalı bir durum.

7 Mayıs 2009 Perşembe

Sperm analizinin önemi ve bazı terimler

Sperm analizi, tedavinin planlanmasında çok önemli değere sahiptir. Bu nedenle, iyi bir merkezde, bu işten anlayanlar tarafından yapılması gerekir. Eksik, yetersiz veya yanlış yapılan bir tahlil, yanlış tedavi planlanmasına, zaman kaybına ve tekrar tahlil istenmesi nedeniyle mali kayıplara neden olabilir.

Tedaviyi planlayan ve uygulayan doktorun sperm analizini yeterli şekilde değerlendirmesi hayati önemi olan bir konudur. Ayrıca, spermin nasıl ve hangi şartlarda alınması gerektiği de erkeğe iyice anlatılmalıdır.

Sperm tahlili için erkeğin 2-7 gün arası boşalmaması gerekir. Sperm verirken su, tükrük, sabun veya başka bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gerekir. Sperm odası gürültüden uzak, sakin ve sessiz bir ortam olmalı, gözden uzak bir yerde bulunmalıdır. İçinde lavabo, temizlik malzemeleri, rahat bir oturma imkanı olmalıdır. Bazen uygun olmayan şartlarda sperm vermek zorunda kalan erkekler bu konudan şikayetçi olmaktadır. Sperm vermede sorun yaşayanlar için gerekli imkanlar sağlanmalıdır.
 

Azospermi
Erkeğin menisinde canlı veya cansız hiç sperm hücresi olmamasıdır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkar:

Tıkayıcı tip: Burada erkeğin yumurtalıklarında (testis) sperm hücre yapımı olmasına rağmen hücreleri ileten kanallarda tıkanıklık olması nedeniyle (daha önce geçirilmiş iltihabi bir hastalık gibi) sperm hücreleri dışarı çıkamaz. Bu hastalarda enjektör ve iğne yardımı ile sperm kanallarından hücre alınır. (tesa, mesa, pesa)

Hücre yapımının olmaması: Burada ise sperm hücresini yapımı ya hiç olmamakta, ya da hücre olgunlaşması tamamlanamadığı olgun sperm hücresi bulunmamaktadır. Bu tip azospermi pek çok nedenden olabilir: Ör: İnmemiş testis, genetik kaynaklı gibi. Bu hastalarda testislerden iğne yardımı ile hücre aranır (tesa). Eğer hücre bulunamazsa testislerden biyopsi ile çok küçük parçalar alınır ve hücre aranır (tese, mikrotese)

Her iki azospermi tipinin ayırıcı tanısında

Sperm analizi

Erkeğin muayenesi

Erkeğin hormon tetkiklerinin

Erkeğin genetik tetkikinin yapılması gerekir.

Tıkayıcı tipte olan azospermi de hücre bulunma şansı hemen hemen kesindir ve başarı şansı yüksektir,

Hücre yapımının olmadığı veya çok az olduğu ikinci tipte hücre bulunma şansı %30-50 dir. Eğer hücre bulunamazsa en az 6 ay ara ile biyopsi tekrar edilebilir.

Bazı durumlarda, azospermi tanısı konulanlarda nadir de olsa tekrar yapılan menide yapılan sperm analizinde çok az sayıda canlı hücre bulunabiliyor. Bu nedenle, hastaların her zaman dikkatli değerlendirilmesi gereklidir.

 

Bu genel bilgiler dışında, her erkeğin kendi özel durumuna göre bir değerlendirme yapılıp ileriye yönelik tüp bebek şansı ayrıca ayrıntılı olarak tartışılıp ona göre karar verilmelidir.

 

İmmotil sperm: (%100 Hareketsiz)

Erkeğin menisinde hareketli sperm hücrelerinin olmayışıdır. Burada hücrelerin kuyruk yapısında bir anormallik söz konusudur. Hücre sayısı değişik olabilir. Burada, iki durum söz konusudur:

Hücrelerin hepsi ölüdür

Hücrelerin bir kısmı canlıdır fakat hareket yeteneğini kaybetmiştir.

Bunun için canlılık testi yapılır. Bu test sonucuna göre uygun vakalarda tüp bebek yaplır. Eğer canlı hücre yoksa erkeğin testislerinden biyopsi ile sperm hücresi aranır.

 

Oligospermi: (Sayı)
Sperm hücrelerinin sayı olarak azlığını ifade eder. Eğer, sperm hücre sayısı 20 milyon/ml den az ise oligospermi tanısı konur. Bu azlığın derecelerine göre tedavi düzenlenir.

 

Astenospermi: (Az Hareketlilik)
Sperm hücrelerinin hareket azlığını ifade eder. Burada:

Hızlı ileri hareketli (hiperaktif) (a)

Yavaş hareketli (b)

Yerinde hareketli (c)

Hareketsiz (d)

Şeklinde bir sınıflandırma vardır. Tedavinin planlanmasında özellikle Hiperaktif olanlar önemlidir.

 

Teratospermi: (Şekil farklılıkları)
İnsan sperm hücrelerinin kendine has  “iğ” şeklinde bir baş yapısı vardır. Bazen sperm başı değişik şekillerde olur. Her normal sperm analizinde bazı hücrelerin “anormal şekilli” şeklinde yazıldığı görülür ve belli bir yüzde ile ifade edilir. Eğer, anormal şekilli sperm hücrelerinin oranı hemen hemen % 100 ise teratospermiden bahsedilir. Bu tanı bazen hastalarda kaygılara yol açmaktadır. Sanki bu hücrelerle tüp bebek yapılırsa ve gebelik oluşursa bebeğin anormal olmasından korkulmaktadır. Halbuki, bu tip hücreler doğal yollardan kadının yumurtasını dölleyemezler; ancak, tüp bebek uygulamasında kullanılabilirler.

Şunu unutmamak gerekir: Tüp bebek uygulamalarında sperm hücreleri ne durumda olursa olsun, gerek duyulduğunda genetik testlerin yapılmasından kaçınmamalıdır. Tedavilerin ayrıntıları çiftlerle beraber tartışılmalıdır.

 

Aglütinasyon: (Kümeleşme)
Sperm hücrelerinin baş, kuyruk gibi bölgelerinden irili ufaklı kümeler oluşturmasıdır. Bu durumda sperm hareket etse bile yerinden ayrılamadığı için yumurta dölleme kabiliyetini kaybetmiştir. Bu durmda mutlaka sperm yıkama yapılarak değerlendirilmelidir. Genellikle menide bulunan bazı bağışıklık maddeleri bu duruma yol açabilir.

 

Sperm yıkama:
Günümüzde sperm analizinin artık ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yıkama yapılmadan bir sperm analizini değerlendirmek çok sağlıklı olmamaktadır. Bazı özel hücre kültürü sıvıları ile meni yıkanarak istenmeyen maddeler ayrılarak sağlıklı sperm hücrelerinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.

 

Kruger Testi:
Bu test sperm şekline göre yapılan özel bir değerlendirmedir. Sonuçlar infertilite tedavisinin planlanmasında önem arzeder. Şöyle ki:

%14 ve üzeri normal, doğal ilişki veya aşılamaya uygun

%5-13 sınırda, yıkama sonuçlarına, ve diğer infertilite nedenlerine göre karar vermek gerekir

%4 ve daha az ise tüp bebek gerekir.

Kruger kriteri azaldıkça spermin yumurtayı dölleme yeteneği de azalmaktadır.

 

Diğer kriterler:
Sperm hücrelerinin değerlendirilmesi genellikle meni alındıktan 2 saat sonra değerlendirilmektedir. Özellikle bazı durumlarda 2. saatte hücre hareketi yüzdesi iyi iken, 6 ve daha ileri saatlerde bu yüzdenin hızla azaldığı ve bazen % 0 olduğuna raslanmaktadır. Bu önemli bir kriterdir

Menide toplam ileri hareketli sperm sayısı 5 milyon altında ise tüp bebek daha iyi bir tedavi yöntemdir.

Meni miktarı normalde 2-7 cc olarak kabul edilir. Bazen 2 cc altında meni elde edilir. Bu az miktar meni ile doğal yoldan gebe kalma şansı çok düşüktür.

Gereksiz kullanılan bazı ilaçlar sperm analizinde tam ters bir etki ile hücre azlığına veya yokluğuna  yol açabilir. Bu gibi durumlarda ilacı kestikten en az 2 ay sonra yeni bir tetkik yapılmalıdır.

Aşırı sigara ve alkol tüketimi (özellikle 5-10 seneden fazla) sperm hareket ve sayısında azalmalara yol açabilir

Başka bir hastalık nedeniyle alınan ilaçlar (ör: mide rahatsızlıkları, depresyon) sperm üzerinde olumsuz etki yapabilirler.

22 Nisan 2009 Çarşamba

İlaçsız Tüb Bebek

EGE Üniversitesi Aile Planlaması ve Kısırlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde ilaçsız tüp bebek uygulaması başlatıldı.

Tüp Bebek Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Tavmergen, kliniklerinde uygulamaya başladıkları bu yeni yöntemi açıklarken, “Yöntem, çok fazla yumurtası olan hastalarda, çok az ya da hiç yumurtlatma tedavisi başlatmadan, elde edilen olgun olmayan yumurta hücrelerinin laboratuvar ortamında olgunlaştırılması esasına dayanıyor. Bu uygulamanın ilaç maliyeti düşük ama herkese uygulanamıyor.

Yumurtalıklarında aşırı büyüme ve bunun sonucunda birtakım rahatsızlıklar olan hastalara bu yöntemi tercih ediyoruz” dedi.

Merkezlerinde 1988 yılından bu yana çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere hizmet verdiklerini kaydeden Prof.Dr. Tavmergen, tüp bebek uygulamasının tüpleri tıkalı kadınlarda, sebebi açıklanamayan kısırlık vakalarında, çeşitli yumurtlatma tedavileri ile gebe kalamayan olgularda son bir alternatif olarak uygulandığını ifade etti.

Geçtiğimiz yıl kliniklerinde bin 200 dolayında tüp bebek uygulaması gerçekleştirdiklerini açıklayan Prof. Dr. Tavmergen, “Her ay ortalama 150-200 uygulama yapıyoruz. Gebelik başarısı 35 yaş altında yüzde 52 dolayında. Yaş ilerledikçe gebe kalma ihtimali azalıyor. Kliniğimiz başarı oranları ile dünyadaki sayılı merkezler arasında yer alıyor” dedi.

Tüp bebek sahibi olmak amacıyla başvuran hastaların yüzde 45'inin Ege bölgesi dışından geldiklerini belirten Prof. Dr. Erol Tavmergen, uygulama oranının her geçen yıl arttığını söyledi.

Medicana Tüp Bebekte İddialı

Sağlık Sektörünün Önemli Oyuncularından Olan Medicana Hastaneler Grubu, İstanbul'da İki, Ankara ve Konya'da da Birer Tane Olmak Üzere Dört Ayrı Hastane Yatırımına Soyundu.


Sağlık sektörünün önemli oyuncularından olan Medicana Hastaneler Grubu, İstanbul’da iki, Ankara ve Konya’da da birer tane olmak üzere dört ayrı hastane yatırımına soyundu.
Toplam 200 milyon dolara mal olacak hastaneler, 2009’a kadar açılacak. Ağırlıklı hisseleri Bozkurt Ailesi’ne ait olan Medicana Grubu, Balkan ülkelerini de yatırım için incelemeye aldı.

Ekonomist Dergisi'nden Aysel Alp'in haberine göre İstanbul Avcılar’da Hayat Hastanesi ile sağlık sektörüne adım atan Bozkurt Ailesi, sektörde emin adımlarla ilerliyor. Adını geçtiğimiz yıllarda Medicana olarak değiştiren grup, halihazırda İstanbul’da dört hastane ile faaliyet yürütüyor.


Ağırlıklı hisseleri Bozkurt Ailesi’ne ait olan Medicana Hastaneler Grubu, dört ayrı hastane yatırımına start verdi. İki hastane yatırımını İstanbul Beylikdüzü ve Bahçelievler’de gerçekleştiren Medicana, Ankara ve Konya’da da birer hastane kuracak. Yeni kurulacak hastanelerin toplam yatırımı, 200 milyon doları buluyor.

Grup, devlet ve üniversite hastanelerinin çokluğu nedeniyle özel hastane yatırımının sınırlı olduğu Başkent’e iddialı bir giriş yapıyor. Birkaç ay içinde hizmete girecek olan Ankara Medicana, yaklaşık 60 milyon dolara malolacak. İlk etapta 500 personelin hizmet vereceği hastane, tam kapasiteyle çalışmaya başladığında personel sayısı 800 ila bine yükselecek. Tüm branşlarda hizmet verecek olan Medicana, özellikle organ nakli, kalp, kanser, tüp bebek, yanık ünitesi, nükleer tıp gibi alanlarda iddialı.

Onkolojide iddialı

Halka açılacak ve üniversite kuracak

Son yıllarda özel sağlık yatırımlarının hız kazanmasıyla birlikte, halk arzlar da artmaya başladı. Medicana da tüm hastaneleri tek bir şirket adı altında toplayarak, halka arzın altyapısını hazırlıyor. Ancak yabancı yatırımcılardan çok sayıda teklif alan grup, halka arzı küçük bir blok satışın ardından yapmayı planlıyor.

Türkiye’de ciddi bir sağlık personeli açığından söz edilirken; Medicana, bu alanda eğitim verecek bir üniversite açmayı hedefliyor. Tıp, hemşirelik, hastane işletmeciliği gibi sağlık sektörüyle ilgili fakültelerin yer alacağı üniversitenin en büyük hayali olduğunu belirten Hüseyin Bozkurt, “Bugün bir hemşirenin okuldan mezun olduğu gün işi hazır. Türkiye’de iş garantisi olan tek meslek hemşirelik belki de. Bu nedenle personel açığı olan branşlarda bir gün biz de eğitim vereceğiz inşallah” diyor. Medicana Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Bozkurt, “Türkiye önemli bir destinasyon. Çok önemli bir yerde. Kısa zamanda sağlık üssü olacak potansiyele sahip” diyor.

Medicana; İstanbul’da Avcılar, Bahçelievler ve Çamlıca hastanelerinden sonra yakın zamanda Beylikdüzü’nde de bir hastaneyi devreye sokacak. Dünyanın en büyük özel sağlık yatırımlarından biri olduğu ifade edilen bu hastane, özellikle onkolojide uzmanlaşacak.

Bahçelievler hastanesi ise çocuk hastalıkları üzerinde ihtisaslaşan bir hastane olarak planlanıyor.

Beylikdüzü ve Ankara’nın ardından 2009 yılı sonunda hizmete girecek olan Konya hastanesi ise İç Anadolu’nun en büyük özel hastanesi olacak. Hüseyin Bozkurt, Beylikdüzü, Ankara ve Konya’nın özellikle kanser, kalp cerrahisi ve organ naklinde, tüp bebekte dünya ölçeğinde iddialı olacağını belirtiyor. Grup, önümüzdeki dönemde büyükşehirlerden başlamak üzere yeni hastane yatırımlarını devreye sokacak.

Yurt dışına açılıyor

Hükümetin özel sağlık sektörüne dönük son dönemde aldığı kararlar pekçok yatırımcı gibi Medicana Grubu’nun da yeni stratejiler geliştirmesine neden olmuş. Amaçlarının Türkiye’de dünya çapında sağlık hizmeti vermek olduğunu kaydeden Bozkurt, şunları söylüyor:

“Türkiye’deki yatırım ortamı, yeni düzenlemelerle devletin kontrolüne geçiriliyor. Bu iş ancak kademeli yapıldığı sürece yararlı olabilir. Özel sağlıkta kimi kuruluşlar know how ihraç eder hale geldi. Biz de Balkan ülkelerinde ve Rusya’da yatırım ortamını araştırıyoruz. Birkaç yıl içinde bu bölgelerde birden fazla tesis kurabiliriz.”